tekabüliyet gösteren / karşılığı olan Tekabüliyet Gösteren Sıfat

English
corresponding
Deutsch
entsprechend

Example

  • Para arzındaki bir değişim, harcamalarda **karşılığı olan** bir değişimi beraberinde getirir. (denk / uyumlu / tekabüliyetli)
  • A change in the money supply brings a corresponding change in expenditure.
  • Ekonomik bağlamda en doğal ve zarif kullanım budur.