yetersiz Yetersiz Adjective

English
inadequate
Deutsch
unzureichend

Example

  • Stüdyodaki ışıklandırma çekimler için **yetersiz** (kâfi değil / eksik) idi.
  • The lighting in the studio was inadequate for filming.
  • Teknik bir standardın karşılanmadığını belirtir.