esnasında esnasında Preposition

English
during
Ελληνικά
Κατά τη διάρκεια

Example

  • Krizin **atlatılması** (sakin kalmak / yönetmek / üstesinden gelmek) esnasında sakin kaldı.
  • She stayed calm during the crisis.
  • Burada sakin kalma eylemi krizin zaman dilimine sabitleniyor.