eğilim Eğilim Noun
- English
- penchant
- Ελληνικά
- Κλίση / Ροπή (με έμφαση στο «Έχω αδυναμία σε»)
Example
- Onun klasik müziklere karşı belirgin bir **eğilim** (**gönül kayması** / **meyil** / **tutkunluk**) var.
- She has a penchant for classical music.
- Burada 'eğilim' kelimesi, kişinin karakterinin bir parçası olduğunu vurgular.