dehşet DEHŞET Noun
- English
- terror
- Ελληνικά
- Τρόμος
Example
- Köylüler, yanardağın patlaması ihtimali karşısında sürekli bir **DEHŞET** (korku / ürperti / panik) içinde yaşıyordu.
- The villagers lived in constant terror of the volcano erupting.
- Burada 'sürekli' vurgusu, olayın kronikleştiğini gösterir.