Noun

English
edge
Ελληνικά
Ακμή / Πλεονέκτημα

Example

  • Sakin kalmak için masanın **kenarını** (Uç / Sınır) sıkıca kavradım.
  • I gripped the edge of my desk to steady myself.
  • Fiziksel temas ve gerilim.