uyandırmak / çağrıştırmak Uyandırmak Verb
- English
- evoke
- English
- evoke
Example
- Bu müzik, gençlik yıllarımdaki o yaz günlerini **uyandırıyor** (uyandırmak / çağrıştırmak / zihinde canlandırmak).
- The music evoked memories of her youth.
- Müzik, sadece hatırlatmakla kalmıyor, o anın duygusunu geri getiriyor.