vatandaş Vatandaş Noun
- English
- citizen
- English
- citizen
Example
- Başkanın yenilgisi, sıradan *vatandaşların* (yurttaş / halk mensubu / memleketli) hayatını daha iyiye götürmedi.
- The defeat of the president did not change the lives of ordinary citizens for the better.
- Burada 'sıradan' vurgusu, 'ordinary' karşılığıdır.