ortaya çıkmak ortaya çıkmak Fiil

English
emerge
فارسی
پدیدار شدن

Example

  • Yıllarca süren sessizlikten sonra, gerçeğin nihayet **ortaya çıkmak** (belirmek / gün yüzüne çıkmak) beni şaşırttı.
  • The truth finally emerged after years of silence.
  • Burada 'gerçeğin' pasif bir şekilde değil, kendi başına bir eylemle geldiği vurgulanır.