doğru dürüst /pɾoʊpər/ Sıfat
- English
- proper
- Français
- convenable
Example
- Oylamadan önce **layıkıyla** (doğru dürüst / uygun / usulüne uygun) bir tartışma yapmalıydık.
- We should have had a proper discussion before voting.
- Burada 'yeterli ve kapsamlı' anlamı vurgulanıyor.