yerine getirmek Yerine Getirmek Fiil

English
fulfil
Français
accomplir

Example

  • Sanatçı olma potansiyelini **yerine getirmek** (gerçekleştirmek / tamamlamak / tatmin etmek) için çok çalıştı.
  • She worked hard to fulfil her potential as an artist.
  • Kişisel gelişim bağlamında 'gerçekleştirmek' daha sıcak kaçar.