dehşet DEHŞET Noun

English
terror
हिन्दी
आतंक

Example

  • Köylüler, yanardağın patlaması ihtimali karşısında sürekli bir **DEHŞET** (korku / ürperti / panik) içinde yaşıyordu.
  • The villagers lived in constant terror of the volcano erupting.
  • Burada 'sürekli' vurgusu, olayın kronikleştiğini gösterir.