tasavvur etmek Tasavvur etmek Fiil
- English
- conceive
- Bahasa Indonesia
- menggagas
Example
- O, eski enerji santralini bir sanat merkezine dönüştürme fikrini **tasavvur etti** (akla getirdi / zihninde kurdu / canlandırdı) — bu, vizyonun başlangıcıydı.
- He conceived the idea of transforming the old power station into an arts centre.
- Burada 'tasavvur etmek', sadece düşünmekten öte, estetik bir planlama içerir.