dayatmak Dayatmak Verb

English
impose
Italiano
imporre

Example

  • Hükümet, tek kullanımlık plastiklere yasak **dayattı** (yüklemek / zorlamak / tahmil etmek) — Bu, çevre için önemli bir adımdı.
  • The government imposed a ban on single-use plastics.
  • Burada 'dayatmak', resmi bir kararın sertliğini gösterir.