taşımak [taʃıˈmac] Verb

English
carry
日本語
運ぶ

Example

  • O, eve büyük bir market çantası taşıyordu.
  • He was carrying a large bag of groceries home.
  • Türkçede bu, genellikle günlük bir eylemdir ve yardım teklifi beklenir.