belirgin Belirgin Sıfat
- English
- pronounced
- 한국어
- 뚜렷한
Example
- Şirket, bu çeyrekte satışlarda **belirgin** (açıkça görülen / net / göze çarpan) bir düşüş gördü.
- The company saw a pronounced decline in sales this quarter.
- Burada düşüşün şiddeti vurgulanıyor.