gerçeklik Gerçeklik Noun

English
reality
한국어
현실

Example

  • O, bu acımasız **gerçekliğe** (hakikat / asıl / mevcut durum) yüzünü çevirmeyi reddediyor.
  • She refuses to face reality.
  • Burada 'reality' kaçınılmaz ve serttir.