kaygılı Kaygılı AdjectiveEnglishanxious한국어불안하다ExampleOtobüs gecikince, Ayşe [Kaygılı] olmaya başladı.The bus was late and Sue began to get anxious.Burada 'endişeli' de kullanılabilir ama 'kaygılı' daha derin bir gerginliği ifade eder.