olağanüstü Olağanüstü Adjective
- English
- exceptional
- 한국어
- 뛰어난
Example
- Beş yaşındayken müzikte **olağanüstü** (fevkalade / çarpıcı / benzersiz) bir yetenek gösterdi.
- At the age of five he showed exceptional talent as a musician.
- Burada yeteneğin nadirliğini vurguluyoruz.