uzlaşmak / halletmek Uzlaşmak Verb

English
settle
한국어
정착하다 / 해결하다

Example

  • Bu anlaşmazlığı artık **uzlaşmak** (karara varmak / mutabık kalmak / sonuca bağlamak) zorundayız.
  • We need to settle this dispute before the project stalls.
  • Burada 'uzlaşmak', her iki tarafın da bir adım geri atmasını gerektirir.