olağanüstü Olağanüstü Sıfat

English
outstanding
한국어
탁월한

Example

  • Topluma yaptığı hizmetlerden dolayı **olağanüstü** bir ödül aldı. (Göz doldurmak / Seçkinlik / Üstünlük)
  • She received an award for her outstanding service to the community.
  • Burada 'hizmet' kelimesiyle güçlü bir bağ kuruyor.