yapışkan / akılda kalıcı Yapışkan Sıfat

English
sticky
한국어
끈적이는 / 까다로운

Example

  • Çocuk, elindeki lokma yüzünden parmakları **yapışkan** olmuştu. (Fiziksel doku)
  • The child had sticky fingers after eating the lollipop.
  • Fiziksel dokunuşta en doğal karşılık.