yoğun [joːun] Adjective

English
dense
한국어
밀도 높은 / 둔한

Example

  • Şehirdeki nüfus **yoğun** (sık / kalabalık) olduğu için trafik hiç bitmiyor.
  • The city has a dense population.
  • Nüfus yoğunluğu, en yaygın fiziksel kullanımdır.