i̇çini rahatlatmak İçini Rahatlatmak Fiil

English
reassure
Nederlands
geruststellen

Example

  • Uçuşun sorunsuz geçeceğine dair onu **içini rahatlatmak** (sakinleştirmek / gönlünü hoş etmek) için elimden geleni yaptım.
  • He tried to reassure her that the flight would be smooth.
  • Burada 'içini rahatlatmak' en sıcak karşılıktır.