dayatmak Dayatmak Verb
- English
- impose
- Polski
- narzucić
Example
- Hükümet, tek kullanımlık plastiklere yasak **dayattı** (yüklemek / zorlamak / tahmil etmek) — Bu, çevre için önemli bir adımdı.
- The government imposed a ban on single-use plastics.
- Burada 'dayatmak', resmi bir kararın sertliğini gösterir.