uzlaşmak / halletmek Uzlaşmak Verb
- English
- settle
- Polski
- rozstrzygnąć
Example
- Bu anlaşmazlığı artık **uzlaşmak** (karara varmak / mutabık kalmak / sonuca bağlamak) zorundayız.
- We need to settle this dispute before the project stalls.
- Burada 'uzlaşmak', her iki tarafın da bir adım geri atmasını gerektirir.