görüş Görüş Noun

English
sight
Русский
ЗРЕНИЕ

Example

  • Altmışlı yaşlarının sonunda **görüşünü** (göz / görme / idrak) kaybetmeye başladı.
  • She began to lose her sight in her late sixties.
  • Fiziksel yetenek kastediliyor, 'görme' daha yaygın olabilir.