kıpırdatmak Kıpırdatmak Fiil
- English
- stir
- Türkçe
- kıpırdatmak
Example
- Şekerin erimesi için çayını biraz *kıpırdatmak* (Hafifçe karıştırmak / Sallamak / Çalkalamak) yeterliydi.
- She stirred her tea to dissolve the sugar.
- Mutfakta 'karıştırmak' da kullanılır ama 'kıpırdatmak' daha zariftir.